Şubat 23, 2021

C, d, e, f, g

 





Rengi solmuş yüz ifadenle ayna da
Olanları düşünüp verebileceğin cevaplara göre sorular aradın
Kapıyı sertçe kapatırken bile ince bir aralıktan beni aradın


Yürüdüğümüž her yol için attigimiz her adima gizli bir günah bıraktık.
Nikotini bol sigaralardan elle tutulur her kelimeye sığ bir yalan tutuşturduk.
Ve her cümlenin sonunda içtiğimiz sigaranın dumanini nokta gibi üfledik hava boşluğunun bıraktığı o bastırılmış duyguya.
Sonra palyoçoların aslında komik olmadığını farketmişiz gibi büyümüşüz bir anda ve uzun düz yollardan uzun dik yokuşlara ilk yürüyüşümüz seninle ama aslında uzun bir hikayenin yorgunluğundanmış adimlarimiz birbirimize yalnızca. 
Bütün bu kent en yükseğe çıktığımızda küçüldükçe küçülmüş parmak uçlarımizda.
Evler kum tanesi kadar ufak , sokaklar bütün çıplaklığıyla utanmaz ve sen bütün gerçeklerini kaybetmekten korkarken yitirmişsin omuzlarımda.


-Bazen her şey döner yolundan-


Rengi siyaha çalan göğün aydınlığa uzanırken bir köşede kıvrılan bir başlılığıma.
Esmer tenliliğimden belli olmayan gece ve dudakların aramızda ki buz dağlarının arasından belli ediveriyor kendini konuştukça, 
Sen sanıyor musun hiç karıştırmadım doğruları kendimden emin adımlar attığım o renk kattığımız hayatın yollarında? 
-soru değil 





Nisan 17, 2014

Denizi soğumadan Şehrinin

İçime sonsuz bi' koşma arzusu doluyor
Yetişmem gerek
Trenlerin klakson sesleri kadar çabuk olmaliyim hem
Yetişmeliyim gecenin renk değistirirken yüzüme benzeyen çıplak karasına
Seni orada ne tutuyorsa
Tutuyorsa seni orada nedenlerin yüzünden annen
Yetişmeliyim denizi soğumadan şehrinin
Bana kapıları açik bırak kapılarının
Kapılarını aç ki geleyim
Eğer hala kopmamışsa inceldiği yerden olmayanlar için kıyamet
Olmadıkları için üzülmediğimdendir
Ama bir şehri kıskanıyorum şimdi.
Hiç aramayipta bulduğum ne kadar varsa işe yaramazlarım.
O kadar arayipta bulamadığimsın bana rağmen.
Ben içini ısıtamıyorum.
Ama üşüsen şehri yakarım diyorum.
Bakma bana öyle dünya küçük bi' köy.
Ne zaman sevsem seni hiç karşılaşamıyorum.


Ağustos 10, 2013

1


''hep sevişecek gibi baktık birbirimize
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık''
                                -İsmet Özel



ne görmez adamdım , ne kalın kafalı herif , büyü artık ve anla
göremediğim ve anlayamadığım her şeye sert bi' yumruk atmayı düşündüm tam kalbine
ama tutamadığım şeyler de vardı , göremediklerim gibi
ve hala anlayamadığım. ki anlasaydım söyledğin gibi burda olacağın şeylerden
saat sabahın altıbuçuğu sagopa güzel
çay kaşıklarından sonra ki en anlamlı şey'in sırtçantası olduğunu söyleyecektim sana
tek sorun çay kasıklarının kupaların içinde kaybolmayacak kadar büyük yapılmaması değil
sorun hayatımı sırt çantama koyup burdan gitmem de değil
sorun ;6 saatlik uzaklıktan hayatımıza alışıcak oluşumuz ve sonra beni bu tatsız yerde bırakıp kendini ayrık tutuşun.
anlayamadığın kendindin aslında ama öyle güzel cümleler kurdun ki sadece dinledim
sorun çay kaşıkları değil
sorun uçurtma mevsimi olmadığı halde uçurtma uçurma isteğimiz
sen kendiyle başedemeyen küçük bi' kız.
Sana bi' keresin de en sevdiğin yemeği yapcaktım neyse konu bu değil
Bi'keresin de bana güvenmek istediğini anlatan bi' cümle yapmıştın ama bu çok eski
Bi' keresinde gerçekten geldim ve sırtımdan göğüs kafesime doğru müthiş bir ağrı
Sana şiir yazabilmek için Turgut uyar'ın Tomris'e yazdıklarından bi' şiir almıştım
Yine o gün adını bilmediğim içecek ısmarlamıştın
Oturduğumuz da bi' L koltukta 
Sanki Duygularımız rol çalmıştı
karıncalanmış göğüs kafesimden başka sözüm yoktu
kendimi önemsemiyorum diye o silahı çektin
seni de önemsemiyorum ki
sırtıma dokun, sırtına dokunayım artık.
anlıyor musun ?