Eylül 17, 2013

Makarnayı salçalı yapın. Lütfen


               "ben bir anıyı ağırlamakla geçen hayatlardanım"
                                            -Haydar Ergülen


çirkinim ben , yatağımı topladığım görülmemiştir , küfür ederim , sakallarımı da hiç kesmem.
burnumu sızlatan şiirler gibi oluyor bazen yüzün.
susup ya da durup bi'şeylerin kendiliğinden olacağı inancımın olmamasından rahat bi' adam olamayışımı çıkarabiliriz buradan.
ama bu kime nasıl bi' fayda sağlar ki ?
şimdi ardı sıra yaktığım sigaralara baktığım da...
ilk okulda yeşilay kolunda olmayı gönüllü olarak seçtiğimi ve ilk işimin babamın sigarayı bırakmasını başarmam gerektiğini
ve evin duvarlarına astığım ''burada sigara içmek yasaktır ! cezası ise 1 milyondur'' yazısını
ve babamın beni takmadan gülerek sigara içişini ilk yenilgim olarak hatırlıyorum.
Ve yani şimdi zaman o kadar hızlı aktı ki bazı günler yani sigaram olmadığı zamanlar gizli gizli ben çalıyorum babamdan.
bazen merdivenleri üçer beşer çıkarken buluyorum çocukluğumu.
bazen ayaklarım hala üşürken.
bazen kuramıyorum bi' kızın elini tutuşumu gözlerimi kapatırken hayalini.
bazen omzumun içinde ki kemikler ağrışıyor , acı çekiyorum ama bu makarnayı salçasız yemek gibi.
gerçekten kalmak istediğim zamanlar oluyor bir de, mesela annem akşam yemeğin de en sevdiğim yemeği yaptığında.
biliyor musun anneler, anneler sevmediğimiz yemekleri yaptıklarında bile güzel oluyorlar.
canım sıkılırken mesela üçü beş geçe düşünüyorum neden dedem ben onu göremeden öldü diye
beni alıp karşısına nasihatlar verseydi.her şeyi kendim anlamak zorunda kalmasaydım.
ya da neden bir abim olmadı her kavgam da öne kendini atan , param olmadığında al lan yavşak sok şunu cebine diyecek,ve ya
sigaraya başladığımı öğrendiğin de ağzımı burnumu kıracak.
neden Allah'ın belası bi' adam oldum kimse kalmadı.
erkek adam ağlamaz lafını çok benimsemiştim küçükken
sonra bi' kız vardı ilkokul üçten
biz onunla büyüyünce tanıştık.
trafik vardı bi' durak önce indik ve yanımda yürümüştü.
adımlarını daha hızlı atmaya başladığında 43 numaraydı ayakkabım
bi' adım daha atsa kaybolucaktım.
kayboldum da...
böyle nasıl desem pazarda annemi kaybetmiştim bi'keresin de onun gibi lan.
kadınlar değişkendir ve ona inanan erkek salaktır ne doğru tespit.
sonra güzel günler de olmuştu tabi ki ama bu aç'ken yediğimiz bi' tabak makarna gibi.(salçalı)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder